ANA SAYFA

 

 

Murat Çiftkaya

                      yazar

ANA SAYFA | KİMDİR | YAZILAR | KİTAPLAR | ÖYKÜLER LİNKLER  |   @ MAİL  |      

 

solmenu

YAZILAR

Devletler de ölür

'İslami bisiklet'e nasıl binilir?

PKK’ya rağmen hak ve özgürlükler!

Ya Kürtler olmasaydı?

*Nerede benim rakım?” ya da nereden nereye?

Müslüman, ahlak ve para

Mardin Türkiye’ye ne söylüyor?

CHP neden iktidara gelemez ?

Cemaat mi camia mı tartışmalarına bir katkı

Cemaat, hükümet ve birkaç nokta

Havuza Taş Atma Yasaktır!

İslamcı aklın hazin göçü

İffeti yeniden hatırlamak

Düştüğümüz yerden nasıl kalkabiliriz?

En tehlikeli iktidar mücadelesi

Kadın ve eğe kemiği

Erkek erkektir

Erkekler nasıl adam olabilir?

Kimi Türk asker, kimi Türk bedelli doğar!

Bayram Otele mektup

Kâbe'nin tepesindeki saat niçin kaldırılmalı?

Tarikat ve cemaatlerin ayakta kalmasının sırrı

Derinden gelen haberler

Tepe lambalı araçlar neyin sembolü

Said-i Kürdi'den Said Nursi'ye -II

Said-i Kürdi'den Said Nursi'ye - I

Yeni ihraç malı laiklik mi?

Peçenizle beni korkutuyorsunuz

Cemaat

Mesele bölünmek değil ki...

Şiddete meyyalim, vallahi dertten

Varlığımız kime armağan

 

Reklam

 

 

uzamax

 

 

Üniversite sınavı koca bir kaya

 

Üniversite sınavı koca bir kaya...

 

23.05.2006- Yeni Asya Gazetesi

 

Dostum, unutma sen bir insansın. Sadece kaslardan ve beyinden ibaret olmayan, duyguları, yüreği ve daha nice gizli yönleri olan bir varlıksın. Tahmin etmediğin kadar hassas ve kırılgansın. Düşünsene, başka hangi canlı, ummadığı bir dostun ummadığı bir sözüyle perişan olabilir? Sen hiç aşık olup günlerce yemek yemeyen ve sokağa çıkmayan bir kedi gördün ya da duydun mu? Tek bir hayal kırıklığından dolayı dakikalarca ağlayabilen bir kuş türü var mı sahi? Kabul edelim, biz insanların omuzları zayıf. Fazla yüklendin mi, çöküveriyor, oradan buradan tuhaflıklar sergilemeye başlıyoruz.

Bunları niye mi anlattım? Sadece sınırını iyi çizebilesin diye. Yani, sen kendi görev alanını iyi tanımlamalısın. Nedir bu? Elinden geleni yapmak! Ya da, elinden gelenin en iyisini yapmak. Biz, elimizden geleni yaptıktan sonra, ötesi bizim işimiz değil. Olmamalı da. Düşünsene, kendi sınırımızın dışına da hükmetmeye kalktığımız zaman, binbir türlü ihtimal üşüşüverir kafamıza. Ya şöyle olursa, ya böyle olursa.... İnsanın her şeye hükmetmesi ve kontrol altına alması mümkün mü?

Sen elinden geleni yap. Gerisine karışma. Demin anlattığım öyküdeki gibi, sen kayayı it, onu yerinden oynatacak olan sen değilsin. Eğer elinden gelen test çözmekse, test çöz; ama gözünü sonuca dikme, sonucu başarının ölçüsü olarak düşünme.

Biliyorum, bu dediğim, sana hayalî geliyor. “Herkes sonuca ulaşmak için çırpınırken, şu dediğine bak” dediğini duyar gibi oluyorum. Ama inan bana, elimizden gelen ile sonuç arasında bir çizgi çizmezsek, ruhen çok yaralanabiliyor, çok incinebiliyoruz.

Kendi öğrencilerime sık sık söylediğim şeyi sana da söyleyeyim: Sınavlara hazırlanırken, ya da, Allah göstermesin, sınavda başarısız olduğun takdirde, kendine şu soruyu sor: Elimden geleni yapıyor muyum, yaptım mı?

Eğer cevabın olumluysa, vicdan azabı duymuyorsan, bil ki, sen başarılısın! Kim ne derse desin, seni nasıl yargılarlarsa yargılasınlar, sen başarılısın! Hem önemli olan, kendi vicdanımızın yargısı değil mi? Vicdanın rahat olsun, kendine karşı dürüst davranıyorsan, ne mutlu sana!

Ama içten içe, “Aslında daha iyi ve sistemli çalışabilirim/çalışabilirdim” diyorsan, başarısızsın. Çünkü kendi sınırın içindeki görevini hakkıyla yapmıyorsun, yapmamışsın.

Dostum, bir de bu açıdan bakmayı dene. Elinden geleni yapmayı başarı olarak tanımla. Kim bilir, üniversite sınavı denilen o koca kayayı Birisi kımıldatır yerinden belki. Ne dersin?

Yeni Sayfa 1

KİTAPLAR

 

 

sayfama giriş yapabilir,

arkadaşlarınıza tavsiye edebilirsiniz.

 

 

 

 

Reklam