ANA SAYFA

 

 

Murat Çiftkaya

                      yazar

ANA SAYFA | KİMDİR | YAZILAR | KİTAPLAR | ÖYKÜLER LİNKLER  |   @ MAİL  |      

 

solmenu

YAZILAR

Devletler de ölür

'İslami bisiklet'e nasıl binilir?

PKK’ya rağmen hak ve özgürlükler!

Ya Kürtler olmasaydı?

*Nerede benim rakım?” ya da nereden nereye?

Müslüman, ahlak ve para

Mardin Türkiye’ye ne söylüyor?

CHP neden iktidara gelemez ?

Cemaat mi camia mı tartışmalarına bir katkı

Cemaat, hükümet ve birkaç nokta

Havuza Taş Atma Yasaktır!

İslamcı aklın hazin göçü

İffeti yeniden hatırlamak

Düştüğümüz yerden nasıl kalkabiliriz?

En tehlikeli iktidar mücadelesi

Kadın ve eğe kemiği

Erkek erkektir

Erkekler nasıl adam olabilir?

Kimi Türk asker, kimi Türk bedelli doğar!

Bayram Otele mektup

Kâbe'nin tepesindeki saat niçin kaldırılmalı?

Tarikat ve cemaatlerin ayakta kalmasının sırrı

Derinden gelen haberler

Tepe lambalı araçlar neyin sembolü

Said-i Kürdi'den Said Nursi'ye -II

Said-i Kürdi'den Said Nursi'ye - I

Yeni ihraç malı laiklik mi?

Peçenizle beni korkutuyorsunuz

Cemaat

Mesele bölünmek değil ki...

Şiddete meyyalim, vallahi dertten

Varlığımız kime armağan

 

Reklam

 

 

uzamax

 

 

Bu yarış başka yarış

 

Bu yarış başka yarış

 

 

30.05.2006- Yeni Asya Gazetesi

 

Bizim memlekette sınav denilen şeyden bol miktarda var, biliyorsun. Daha ilkokuldan başlayıp neredeyse sonuna kadar karşımıza çıkıyorlar. Bir yarış atı misali yetiştiriliyoruz daha çocukluktan. Engel üstüne engel aşmak zorunda kalıyoruz.

Anne-babamıza soracak olsan, "İyi bir gelecek için, böyle olması zorunlu" diyorlar. Öğretmenlerimiz de "Daha iyi bir eğitim için şart" diyorlar. Haklılar. Sen ise yarışmaktan usandın belki de. Sen de haklısın.

Hayır, ben Nasrettin Hoca değilim. Sadece, birşeyi nasıl gördüğün ona nereden baktığına bağlı olarak değişiyor, onu anlatmaya çalışıyorum.

Türkiye'de, benim görebildiğim kadarıyla, gençlerin gerek okulda, gerekse sınavlara karşı isteksizliğinin sebebi, bunu başkalarının zorlamasıyla yapıyor olmaları. Öyle ya, en zevkli şey, başkası istedi diye yapıldığında işkence haline gelmez mi? İşte, öğrenmek gibi aslında zevkli birşey de, sırf başkaları istedi diye yapıldığında işkence haline gelebiliyor.

O halde ne yapmalı?

Bence, sen hayatın hakkında kararlar verebilecek ve bunları uygulayabilecek yaştasın. Üniversitenin sadece kariyer, maddî imkânlar değil, sana bir insan olarak neler katabileceğini de biliyorsun. O halde, sen kendinle yarış, başkalarıyla değil. Vakit geç değil.

Kendini yine bir at gibi farzet. Ama gönlünce koşan, diğer atlarla yarışırken bile kendisini sınayan ve yeteneklerini geliştirmeye çalışan delişmen bir at gibi.

Öğrenmenin, okumanın, test çözmenin kendisi bizzat hiç de sıkıcı şeyler değil, bilirsin. Sadece zorlanıyor, itiliyor olmak belki seni rahatsız ediyor. Bakış açını değiştirmek senin elinde.

Tom Sawyer diye bir roman var, belki duymuşsundur. Ondan hatırladığım çok güzel bir kısım var. Cadı teyzesi Tom'un eline bir kova boya verir çitleri boyamasını emreder. Başta çok canı sıkılır, güzel bir yaz günü nehir kenarında oynamak yerine çit boyamak! Ama sonra aklına bir fikir gelir. Fırçayı eline alır, sonra bir ressam gibi fırçayı kovaya batırıp sanatçı edasıyla çite sürmeye, arada geriye çekilip eserini seyretmeye başlar.

Arkadaşları merakla yanına gelirler. Onun edasından çok önemli ve değerli birşey yaptığını düşünürler. Kendilerine de boyamak için fırsat vermesini rica ederler Tom'dan. Ama o bedavaya vermez bu nimeti onlara. Herkes elinde ne varsa Tom'a ücret olarak öder. Kimi elmasını, kimi misketlerini, kimi topacını. O elmasını ısırıp misketleriyle oynarken, arkadaşları heyecan ve mutluluk içinde çiti boyayıp bitirirler...

Yani? Tamam, sen sınava hazırlanmayı stresli değil eğlenceli bir iş haline getirirsen, sınava başkası girmeyecek senin yerine. Ama, hem sen gülümseyebilirsin, hem her şey sana yardımcı hâle gelebilir.

Yeni Sayfa 1

KİTAPLAR

 

 

sayfama giriş yapabilir,

arkadaşlarınıza tavsiye edebilirsiniz.

 

 

 

 

Reklam